NUH'UN GEMİSİNDEKİ BALIK


 

Nuh'un gemisinde balık yoktu. Yağmurun keskin sicimleriyle örülmüş o dehşetengiz ağdan kurtulan hayvanlar, canhıraş sesleriyle gemiyi çınlatırken, uçsuz bucaksız deryanın içinde büyük bir sessizlik hüküm sürüyordu.

Bir çift aslan, bir çift fil, bir çift zürafa, bir çift kurt, bir çift koyun, bir çift yılan, bir çift kaplumbağa, bir çift kartal, bir çift akbaba, bir çift güvercin, bir çift leylek, bir çift papağan, bir çift serçe... Yeni dünyanın o paha biçilmez oyuncuları, Cudi sahnesine doğru yola çıkmaya hazırlanırken, milyonlarca çift balık sürüler halinde akıyordu altından geminin. Balığa tufan yok şikâyet etmedi çünkü. Ağzını deniz açmıyor. Fakat gözlerini öyle açmış ki, göz kapakları kopmuş yerinden. Balıkgözü objektifler yanıltmasın. Bir balığın dünyası dudaklarından dökülüp yükselir su yüzüne. O nefes dolu su kabarcıkları varlığın ve yokluğun izini sürer. Hem var hem yoksa gemi hangi rüzgâr batırabilir onu? Bir su kabarcığı Nuh'un gemisi, fenâ ve bekâ kürekleri arasında yüzen.

Hafızaları taşlanan balıklardan çıt çıkmıyor. Fakat balığa çıkıyor Santiago, Hemingway'in İhtiyar Balıkçı'sı. Unutmuyor denizi, kayığı, oltayı, balığı. Seksen dört kere açılıyor denize ve tek bir balık tutamadan dönüyor kıyıya. Unutsa mı denizi, kayığı, oltayı, balığı? Unutamaz. Bir balık değil o. Seksen beşinci sabah aynı tazelikte doğuyor güneş. Santiago'nun kayığının altında lacivert bir halı. Derken buruşuyor halı. Geriliyor ip. Düello ediyor Santiago kılıç balığıyla. On santimetrelik bir bakır levhayı delebilir kılıcı, otuz santimetrelik beyaz meşe kerestesini. Fakat kılıcını görmüyor henüz. Ağırlığıyla baş edemiyor. Balığın beklenmedik bir hareketiyle yüzükoyun sandala kapaklanıyor. Patlıyor gözünün altı. Yanağından ince bir kan sızıyor. "Balık" diye söyleniyor Santiago. "Seni seviyorum, sana saygı duyuyorum. Ama bilmiş ol ki gün bitmeden seni öldüreceğim." Santiago sopayla patlatıyor kafasını balığın, gün bitmeden sızlasa da içi. Böyle anlatsa da bilmiyor Hemingway, kılıçbalığı harakiri yaptı. Her şeyi unutmuştu evet özgürlükten başka. Fakat sandala alınamayacak kadar büyük hürriyet. Sürüklüyor Santiago avını. Kıyı uzak, köpekbalıklarının dişleri keskin. Parça parça kaçıyor oltadan kılıç balığı. Seksen beşinci günün sonunda bir kılıçbalığı iskeletiyle dönüyor sahile Santiago.

Hafızalarını diplerden çıkarıyor balıklar, öğretmek için hatırlamayı insana. Bir nehrin çakıl taşlarını yorgan yapan yumurtalar, vakti gelince yiyecek arıyorlar balık olup. Bir yıl nasıl da geçiyor tatlı suda. Somonlar nasıl da büyüyor. Ve nasıl başlıyor göç baharda. Tuzlu sudan kim korkar! Hodri meydan! Kim güveniyorsa hafızasına nehrin yatağından kalkıp atsın okyanusa kendini. Senelerce yol kat etsin, Amerika'dan Alaska'ya, oradan Japonya'ya. Fakat saatleri var dakik. Doğdukları nehre dönme vaktidir. Fakat haritaları var her akıntıyı gösteren ve her kayayı. Günde yedi kilometre yüzsünler vatan uzak. İlkbaharda yola çıksalar, yapraklar dökülürken ırmağa dökebilirler yumurtalarını. Nehre varmak yetmiyor. Akıntıya doğru yüzmek gerekiyor ırmağın kaynağına doğru. Şelaleler sudan eşkıya, kesiyor önlerini. İki metre havalanıp dört metre ileriye fırlatmalı kendini balık. Doğduğu ırmağa ödemek için borcunu kaybetmemeli yönünü, ölümüne hatırlamalı.

Hz. Nuh, dokuz yüz elli sene gerçeğe çağırdı milletini. Tufan yağmurun keskin sicimleriyle ördü o dehşetengiz ağını dokuz yüz elli sene. "Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık. Yeri kaynaklar halinde fışkırttık (öyle ki bütün yeryüzü su fışkırtmaya başladı. Göğün ve yerin) suları takdir edilmiş bir işin olması için birleşti," (Kamer,11-12) âyetleriyle anlattı öyküyü Kur'ân. Hz. Yunus otuz üç yıl hakikate çağırdı kavmini. İki kişiden başkası cevap vermeyince soluğu bir gemide aldı sabrı tükenip. İki gemide iki peygamber. Biri hayatı taşıyor yeni bir dünyaya, diğeri karanlık bir dünyadan kurtarmaya çalışıyor kendini. Fakat kopuyor fırtına. Kura Yunus'a isabet ediyor. Denize o atılacak. Bir balık yutacak onu. Bir karanlıktan başka bir karanlığa. Yunus Peygamber, "Senden başka tanrı yoktur. Sen eksikliklerden uzaksın, yücesin, ben zalimlerden oldum," diye dua ederek kurtuldu karanlıktan. Ve balık bir pusula gibi döndü sahile.

İki gemi iki sahilden uzaklaşıyor. Yeni bir dünyaya doğru gittiğimizden de, kuranın bize çıktığından da haberimiz yok.

 

A. Ali URAL

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !