FİNCANDAKİ KÖPEK

İşte orada! Nasıl da açmış ağzını! Parmağını yaklaştırıyor ağır ağır. Tırnaklarının ucundan loş bir ışık yayılıyor fincana. Bir gece bekçisi gibi tutuyor fenerini siluetin üstüne. Nasıl da açmış ağzını! Feneri biraz daha yaklaştırsa...

Hayır. Biraz daha yaklaşsa kapacak parmağını. Sadece kendinin gördüğü o fosforlu sınırda bekliyor tedirgin. Bir düdük sesi bekliyor, bir hışırtı, yanıp sönen bir ışık, bir el işareti. Gözlerinin ve kulaklarının önünde barikatlar. İşaretler geri dönüyor. Şekerli değil miydi kahve! Bir kerede çevrilmedi mi tabağa fincan! Kaçmalı. Hayır, emin olmalı varlığından. Temkinli bir hareketle kaydırıyor parmağını aşağıya. İşte kuyruğu! Sallasa rahatlayacak. Put gibi duruyor köpek sınırda. Zinciri var mı? Bir zincir mi yoksa uzayan çizgi? Boğumları da var. Yok yok, bir yılan bu çatal dilli. Kanada benzer kabartılar var iki yanında. Kanatlı yılan piton olmasın! Hera'nın tetikçisi. Apollon'un kurbanı. Delfi kâhinlerinin kanlı reisi. Hem köpek hem yılan aynı telveden. Aynı yerinden fincanın içilmedi mi kahve! Kapatmalı falı. Ters yüz etmeli kehaneti. Falcı tam çevirirken fincanı yere, fırlıyor köpek içinden. Deli gibi koşuyor zinciri fincana bağlı. Şangırtıyla sürüklüyor zinciri gitgide uzayan. Karanlığa karıştığında kesiliyor ses. Fakat uzamaya devam ediyor zincir. Yılan fincanın içinde kaldı. Fincanın üstünde akbabalar uçuyor.

Kapanıyor avuç içlerindeki çizgilere, kordon bağındaki boğumlara, sayfalara saplanan çivilere, dağılan taşlara, uçuşan küllere, yere düşen oklara, kabaran telvelere, saflığını kaybetmiş sulara, ışığını katletmiş yıldızlara, kristal kürelere, resimli kartlara, kamigamo dolaplarına... Ayaklarına kapanıyor her işaretin, yeter ki bilsin yarını. Ruloyu açsın ve öğrensin âkıbetini: Büyük kutsama, orta kutsama, küçük kutsama, kutsama, yarı kutsama, neredeyse kutsama, neredeyse küçük kutsama, lanet, küçük lanet, yarı lanet, neredeyse lanet, büyük lanet... Peki sonuca razı mı! Hayır. Kötü bir şey çıktığında kağıdı katlayarak Budist tapınağının yakınındaki bir çam ağacına bağlayacak. Kötülük ağaçta kalacak böylece. İyi bir şeyin habercisiyse taşıyabilir omikujiyi. İyilik gizlendiği yerden çıkıp bulur onu. Surâka, gizlendiği yerden çıkarabilir Hz. Muhammed'i ve doğrulayan dostunu. Medine'ye varmadan yakalayabilir onları. Fakat oklara sormalı yola çıkmadan önce. Kısmet aramalı. Zararlı mı, yararlı mı? Fal okları geri dönmesini işaret ediyor. Fakat Surâka ne diyor bakın: Ben oktan çıkanı reddederek onların peşinden gittim!

Peşinden gidiyor gaybın, toprak içine çekecek onu. Gaybın haberleri bültenlerde okunmuyor çünkü. Fakat Sezar okumaya çalışıyor Herod'un oğlunun elini. Kraliyet işaretleri görünmüyor madem, kralın oğlu değil bu! İngiliz kralı VIII. Henry mi? O yasaklıyor el falını. Erdeminden değil. Evlendiği bütün eşlerini katleden VIII. Henry'nin korkusu şu: Talip olduğu kadınlar geleceklerini öğrenmesin faldan. Fakat ne mümkün önünü kesmek gayb hırsızlarının. Kızı Elizabeth saraya resmi bir falcı alıyor. Falcı İspanyol armadasının İngiltere'ye saldıracağını haber verince, ne mi yapıyor kral? Ne yapacak, yeni savaş gemileri... Mazur görmek gerek. İnsan aklı yeterince olgunlaşmamış olabilir. Akıl çağı reddetmiş olmalı falı. Derken kitapların içinden tozu dumana katarak karışıyor yazıya Stalin'in Gürcü falcısı ve Polonyalı müneccimi. Tarihi materyalizmin çöktüğünden kimsenin haberi yok. Kapitalistlerden de söz etmeli burada. Her şeyi alıp satanlardan. Parası neyse verir. Ey Beyazsaray'ın müneccimi Jane Dixon! Sen söz et gaybdan Roosevelt başkana.

Aziz ve Hakîm olana ait gayb. Vahiyle bağışlıyor elçilerine. Sezgiyle bağışlıyor elçilerine uyanlara. Ömer sezgi sahibidir, diyor Hz. Peygamber, önceki ümmetlerde de konuşturulan, sezgi sahipleri vardı. Fakat fal başka, şeytan işi o. Kartları karıştırıyor, karıştırıyor aklı. Deli, Büyücü, Başrahibe, İmparatoriçe, İmparator, Başrahip, Aşıklar, Savaş Arabası, Kuvvet, Münzevi, Kader Çarkı, Adalet, Asılmış Adam, Ölüm, Denge, Şeytan, Yıkılan Kule, Yıldız, Ay, Güneş, Uyanış ve Dünya kartları açılıyor tek tek gaybın kapısında. Deli akıllanıyor, büyücü kazanını deviriyor, başrahibe haçı kırıyor, âşıklar aşkı fark ediyor, savaş arabasının tekeri kırılıyor, kuvvet âciz kalıyor, münzevi mağaradan çıkıyor, kader çarkı kıbleye doğru dönmeye başlıyor, adaletin buzları eriyor, asılmış adam ipini kesiyor, ölüm hayatın penceresini açıyor, denge düşmekte olanı iade ediyor yerine, şeytan tövbe etmeye hazırlanıyor, yıkılan kule minare olup yeniden dikiliyor, yıldız zehrini kusup yeniden parlıyor, ay bir parmak işaretiyle ikiye yarıldığını itiraf ediyor, güneş önünü kesmeye çalışanları kömüre çeviriyor, uyanış yeni bir dünya bağışlıyor kâinata, dünya gaybın sahibine teslim oluyor.

 

A. Ali URAL

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !